Brutal Assault 2019 Festival Kritiği (28.10.2019)



Daha yoğun katılımlı, kamplı, her türden ve telden grubun sahne aldığı, yağmur, çamur, kan, ter, gözyaşı ile harman olmuş bir festivale katılmak kaçtır zaten aklımdaydı. 31 Mayıs - 2 Haziran arasında Ukrayna’da vuku bulan Metal East Nove Kolo (bkz. 2019 Metal East Nove Kolo Kritiği) daha yerel bir festival havasında ve kapalı alanda gerçekleştiği için yukarıda saydığım yağmur, çamur, kan, ter ve gözyaşı kısmı eksik kalmıştı. 2017 yılında Nile, Carcass, Napalm Death, Kreator, Suffocation’lı programı görünce Romanya’daki Rockstadt’a niyetlenmiştim ama ona da kısmet olmadı ne yazık ki. Bu planı gerçekleştirmek ise; 2018 yılının (sanırım eylül ayı gibiydi) wirelesson’ın Instagram’da “Brutal Assault’a gidiyorum” paylaşımını görmem ve fırsat bu fırsat diye planlar yapmamız ile başladı. 

Öncelikle: ilk defa kamplı ve birkaç gün süren festivale katılacaklar için rehber olması babında, yaşadıklarım ile tecrübelerimi paylaşma içerikli bir yazı olmasını düşündüm, grup performanslarını biraz geri plana bırakmak istedim. Zaten bir iki grup hariç vasat performans denilen bir şey ne gördüm ne de duydum. Ekstra motivasyon ve gruplara eşlik eden binlerce metal kafanın karşısında vasat performans denilen bir şey olamaz zaten...



İlk olarak, kısaca festival ve festivalin gerçekleştiği Çek Cumhuriyeti’nin (Çekya oldu ülkenin ismi ama alışamadım hala) Jaromer hakkında bilgi vermek gerekirse; Hradec Kralove’ye bağlı yaklaşık 15 bin kişinin yaşadığı, Polonya sınırına yakın bir ufak bir kasaba burası. Etkinliğin gerçekleştiği yer ise Josefov Kalesi. Kale derken gerçek bir kaleden bahsediyorum. Onlarca tüneli ve odası olan, bir sürü irili ufaklı bölümden oluşan, her an bir köşesinden elinde kılıç, üzerinde zırhla orta çağ şövalyesi fırlayacak hissiyatı yaratan fantastik bir yer. Festival başlamadan bir gün öncesi gelinip, startın verildiği gün kaybolmamak, nerede ne var öğrenmek, güzel fotoğraf kareleri yakalamak için gezilip görülmesini tavsiye ediyorum. Sahneler arası mesafe fazla olmamakla birlikte, önceden şöyle bir tur atmak size o koşuşturmanın içinde büyük avantaj sağlayacaktır.  Bu sene 24’üncüsü gerçekleşen, yaklaşık 130 grubun ve 20 binden fazla kişinin katılıp biletleri sold out olan Brutal Assault; Jagermeister ve Sea Shepherd isimli açık havadaki iki büyük sahne, Obscure isimli nispeten daha küçük ve yarı kapalı sahne ile Octagon isimli bar ayarında mini bir sahneden oluşan bir düzendeydi. Yine bir tavsiye olarak; Brutal Assault’un uygulamasını akıllı telefonunuza indirmenizi şiddetle öneriyorum. Hangi sahnede, hangi grup, saat kaçta çıkıyor, en son haberler, gruplar hakkında bilgiler, festival ortamı ve haritası, hava durumu, erken uyarı sistemi vs. aklınıza ne gelirse bu uygulamada bulabilirsiniz.



İki paragraflık bir giriş kısmından sonra şimdi festival öncesi hazırlık kısmından bahsedeyim. İşin en çetrefilli, en masraflı ve en stresli kısmı burası maalesef. Bunun sebebi ise; Çek Cumhuriyeti’nin AB üyesi olması ve ne yazık ki Türkiye’den katılacaklar için Schengen Vizesi zorunluluğunun bulunması.
İşin kötü tarafı ise Çeklerin bu konuda ince eleyip sık dokuması, vize süresi bakımından olabildiğince cimri davranması (benim gibi bir zat-ı muhtereme bile sadece tek girişli olmak üzere 23 günlük vize verdiler :( ) Bunun için seyahat aralıklarınız kapsayan gidiş-dönüş uçak bileti, otel veya kamp rezervasyonu, seyahat sigortası, 60 € vize ücreti ve diğer gerekli evrakların temin etmeniz şart. Öncelikli olarak gidiş-dönüş uçak biletini ne kadar erken satın alırsanız o kadar avantajlı (Ekim ayında İstanbul-Prag arası gidiş-dönüş 780 lira olan fiyatlar festivalin başlamasına iki hafta kala 2000 liranın üzerindeydi) 2019 yılı Brutal Assault festival biletleri ise 90 €, onu da Brutal Assault’un sayfasından satın aldıktan sonra, gelelim konaklama kısmına. 





Jaromer yukarıda da bahsettiğim gibi 15 bin nüfusa sahip küçük bir kasaba ve kamp haricinde konaklama imkanları son derece kısıtlı ama “ben keyfime düşkünüm, duş, tuvalet, yemek sırası bekleyemem, günün yorgunluğunu rahat yatağımda döne döne uyuyarak geçiririm” diyorsanız çok çok erken davranmanız gerekli, çünkü Jaromer’deki otel ve pansiyonlardaki odalar aylar öncesinden kapışılıyor. Eğer ki çoğunluğun yaptığı gibi “festival ortamını sonuna kadar yaşayayım, sabah 10’dan gece 3’e kadar metal yetmez, bir de kamp alanında death’inden, progresif’ine metalin gözüne gözüne vurayım” diyorsanız çadırlı kamp seçeneği en ideali. Kampta kaldığım için bu seçenekten bahsedeyim sizlere. 
Satın aldığımızda VIP 1, 2 ve 3 olmak üzere (daha sonra katılımın fazla olmasından dolayı sanırım 4-5-6 diye alanlar arttırıldı) geniş bölümlerden oluşan, içlerinde tuvalet, lavabo, duş, 7/24 güvenlik bulunan ve günlüğü 8 € olan, çadırınızı kurabileceğiniz alanlar. Tabi burada durum otel ve pansiyon seçeneğindeki gibi değil, son güne kadar yer bulunuyordu ama festival alanına yakınlık bakımından erken davranıp VIP 1,2 veya 3’ten rezervasyon yaptırmak mantıklı. Ayrıca festival alanının biraz daha dışında, kasabanın farklı yerlerine çadırınızı kurabileceğiniz ücretsiz alanlar da mevcut ama oralarda tuvalet, duş ve en önemlisi güvenlik problemi yaşayabileceğiniz için pek tavsiye etmiyorum.



Uçak ile konser biletimizi, otel veya kamp rezervasyonumuzu, 60 € vize ücretimizi cebimize koyduktan sonra diğer evraklarımızı da hazırlayıp (bkz. Schengen Vizesi için gerekli belgeler) bir rezervasyon günü ve saatini belirleyip, gidiyoruz vize başvuru merkezine. Burada dikkat edilecek en önemli husus; olabildiğince erken başvuru yapmak (takribi festival tarihinden 2 ay öncesi) çünkü; yaz döneminin yoğunluğundan dolayı veya eksik evrak, yanlış bir bilgi yüzünden vize işlemlerinin uzaması ile festivali kaçırmak istemeyiz değil mi? Bir diğer önemli not; başvuru merkezi vize ücretini Euro olarak tahsil ediyor. Biz gibi TL ile gidip, oralarda yana yakıla döviz bürosu aramayın . En nihayetinde her şeyin yolunda gittiğini varsayıp artık Brutal Assault’a katılmak için artık yola çıkabiliriz. Eğer gerekli bütçe ve de zamanınız varsa bir iki gün öncesinden gelip Franz Kafka’nın şehri Prag’ı gezmek güzel bir seçenek. Karl (Charles) Köprüsü, Prag Kalesi, Aziz Vitus Katedrali, Astronomik Saat Kulesi, Eski Şehir Meydanı, Yahudi Mahallesi, Wenceslas Meydanı gezilip görülecek yerler arasında sayılabilir. Çek Cumhuriyeti’nde ilk gününüzü Charles Köprüsü’nde “tredelnik”inizi ağzınıza burnunuza bulaştırmadan yemeye çalışıp, manzaranın tadını çıkarırken günü de Eski Meydan’da “Bernard”larınızı yudumlayarak bitirebilirsiniz.


Prag-Jaromer arası ortalama 135 km. Otobüs, tren, Uber gibi ulaşım seçenekleri var ama ben sizlere en ekonomik ve nispeten en kolay olanı tavsiye edeyim. Tren. Tabi ki en pahalı seçenek taksi ve ortalama 150 € gibi bir fiyata denk geliyor. 4-5 kişilik gruplar için tercih edilebilecek bir ulaşım yöntemi olabilir. Otobüs, 12-15 € arasında, tren ise yine otobüs gibi 12-15 € gibi değişen fiyatlarda. Daha önce internet üzerinden satın aldığımız biletler ile şehir merkezindeki Prag Tren Garı’na ulaşıyoruz. Yönlendirmeleri takip ederek trenimizi bulduktan sonra, yaklaşık 2 saatlik bir yolculuk neticesinde Jaromer kasabasının içinde bulunduğu Hradec Kralove’ye ulaşıyoruz (o günlerde bizim de şansımıza, demiryolları işçileri grevdeymiş. Bazı aksamalar, iptal olan seferler vardı) Tren garından çıkıp yolun karşısına geçtiğinizde Brutal Assault logolu otobüsler sizleri bekliyor olacak 



Bu andan itibaren “işte başlıyoruz” kısmına adım atıyoruz, bir sürü metal kafa ve taşınabilir hoparlörünü de getirmiş bir hayırseverin de sayesinde death metalin güzide eserlerini dinleyerek, köy yolları ve çiftlik evlerini izleyerek Jaromer’e ulaşıyorsunuz. Oradan festivalin olduğu Josefov Kalesi yürüyerek 15-20 dakikalık mesafe. Kamp alanına giderken kasabanın ortasından geçen küçük nehirde ördeklerle beraber yüzmekte olanları görebilirsiniz.

Kamp alanına ulaşmadan önce muhtemelen önünden geçeceğiniz bir yapı market var, işte burası tedariksiz çıkıp yana yana yağmurluk, çizme, şemsiye arayanların buluşma noktası. Ayrıca kampçıların olmazsa olmaz bütün alet edevatlarını satan bir yer, burayı aklınızda tutun ve çevrede irili ufaklı birçok market mevcut. Her türlü yeme, içme ve diğer ihtiyaçlarınızı da buralardan da karşılayabilirsiniz. Fiyatlar Prag’a göre çok makul düzeyde. Önemli bir tavsiye olarak; ülke içinde mümkün mertebe Euro kullanmamaya çalışın, kur farkından dolayı ortaya saçma sapan fiyatlar çıkabiliyor. Çek Cumhuriyeti’nin para birimi Koruna ve 1 Koruna hemen hemen 0.25 TL’ye denk geliyor, döviz bürolarından veya ATM’lerden Euro veya Dolar karşılığında Koruna alabilirsiniz. Festival alanına geldiğinizde çadır alanı rezervasyonu ve festival bileti çıktınızla birlikte sizlere iki adet bileklik veriyorlar. Birisi kamp alanına giriş yapabildiğiniz standart bilekliğiniz diğeri ise festival alanındaki bütün alışverişlerinizi ve ayrıca giriş-çıkış işlemlerini yapabileceğiniz çipli bileklik. Bu bilekliğe ister internet üzerinden isterseniz yükleme noktalarından Euro veya Koruna karşılığı yükleme yapabiliyorsunuz, bizzat kendim 2500 Koruna yükleyip ve festival sonunda para bile arttığını söyleyeyim (yeme-içme, festival tişörtleri vs. dahil olmak üzere) 


Bu tabi sizin kabiliyetinize, alışveriş çılgınlığınıza göre değişiyor. Çeşit çeşit tişörtler, albümler, farklı farklı Çek biraları, yüzlerce eşantiyon arasında insanın kendine hâkim olması biraz zor. Yeme-içme konusunda yüzlerce seçenek var, vejetaryen menülerden, fast food’a, Çek Mutfağından, Hint Mutfağına kadar. Bira fiyatları ortalama 8-10 TL civarında, yemekler ise 10-15 TL’den başlıyor ki; Türkiye’de düzenlenen (Bir Zamanlar Türkiye’de) festivallere göre gayet cüzi rakamlar. Ayrıca çeşit çeşit Brutal Assault bardaklarından 60 Koruna karşılığı benim gibi koleksiyon yapabilirsiniz (Toplam 7 tane olmuş) Festival programının yanı sıra, aldığınız albümleri imzalatabileceğiniz, hemen her grupla fotoğraf çekip, muhabbet edebileceğiniz (kısa olmak kaydıyla ) meet & greet etkinlikleri, yine fotoğraf çekebileceğiniz Mad Max post-apokaliptik dünyasının yaratılmaya çalışıldığı bir bölüm, genellikle korku filmlerinin gösterinin yapıldığı sinema salonu, söyleşilerin yapıldığı ufak bir toplantı salonu, O Ses Türkiye tarzı “benim neyim eksik ben de Brutal vokal yaparım” diyebileceğiniz mini bir sahne ile tünellerinde kaybolacağınız Josefov Kalesi’nin her köşesinde bir güzellik, bir enteresanlık görmeniz olası. Kısacası Brutal Assault’ta konserlerin haricinde “ben hiç eğlenemedim, çok sıkıldım, hiç istediğim gibi olmadı” gibi cümleler kurana kötü kötü bakılıp “bu konuda çok yanılıyorsunuz kuzum (bkz.
Brutal Assault Resmi Logosu)” demek icap eder...



Kamp alanına ulaşmadan önce muhtemelen önünden geçeceğiniz bir yapı market var, işte burası tedariksiz çıkıp yana yana yağmurluk, çizme, şemsiye arayanların buluşma noktası. Ayrıca kampçıların olmazsa olmaz bütün alet edevatlarını satan bir yer, burayı aklınızda tutun ve çevrede irili ufaklı birçok market mevcut. Her türlü yeme, içme ve diğer ihtiyaçlarınızı da buralardan da karşılayabilirsiniz. Fiyatlar Prag’a göre çok makul düzeyde. Önemli bir tavsiye olarak; ülke içinde mümkün mertebe Euro kullanmamaya çalışın, kur farkından dolayı ortaya saçma sapan fiyatlar çıkabiliyor. Çek Cumhuriyeti’nin para birimi Koruna ve 1 Koruna hemen hemen 0.25 TL’ye denk geliyor, döviz bürolarından veya ATM’lerden Euro veya Dolar karşılığında Koruna alabilirsiniz. Festival alanına geldiğinizde çadır alanı rezervasyonu ve festival bileti çıktınızla birlikte sizlere iki adet bileklik veriyorlar. Birisi kamp alanına giriş yapabildiğiniz standart bilekliğiniz diğeri ise festival alanındaki bütün alışverişlerinizi ve ayrıca giriş-çıkış işlemlerini yapabileceğiniz çipli bileklik. Bu bilekliğe ister internet üzerinden isterseniz yükleme noktalarından Euro veya Koruna karşılığı yükleme yapabiliyorsunuz, bizzat kendim 2500 Koruna yükleyip ve festival sonunda para bile arttığını söyleyeyim (yeme-içme, festival tişörtleri vs. dahil olmak üzere)... 

Festival ortamının nasıl olduğu konusuna değinecek olursak; Josefov Kalesi deyim yerindeyse iğne atsan yere düşmeyecek şekildeydi. İnsanlar sevdiği grubun parçalarıyla coşuyor, crowd surfing yüzünden hava trafiği yoğunluğu yaşanıyor, güvenlikler görevlileri gelenleri sahne önüne alıyor, herkes halinden memnun, mutlu mesut bir şekilde eğleniyordu. Her açık hava festivalinin olmazsa olmazı yağmur Brutal Assault’u da es geçmedi tabi ki, özellikle ikinci ve üçüncü gün duş sırası gözünde büyüyenler de dahil olmak üzere herkesibir güzel yıkayıp geçti. Normalde üstte paylaşmış olduğum festival programında birkaç ufak değişiklik de meydana geldi. Örneğin; 7 Ağustos görünen başlangıç tarihinden önce millet biraz ısınsın diye 6 Ağustos’ta Flessless, Nailed To Obscurity ve biz çadırımızı kurmak ile cebelleşirken kaçırdığımız iki üç grup daha Obscure’de sahne aldı...
 


Nailed To Obscurity’nin etkileyici bir performans sergilediğini de parantez içinde belirteyim. İkinci gün deli gibi yollarını gözlediğimiz Deicide uçağı kaçırdı, onun yerine sabahın erken saatinde sahne alan Brutally Deceased sahne aldı (binlerce kişiye çalmak onlar için de büyük sürpriz olmuştur) Slapshot’un vokalisti fazla gaza gelme neticesinde mikrofon ile kafayı yardı Batushka’yı ön sıradan izleyen Ruslar ile Polonyalılar küfür olduğunu tahmin ettiğimiz kelimelerle (Kris’in Batushka, Bart’ın Batushka konusu) tahrik ettiler. Sabahın 10’unda Çeklerin yerli ve milli grubu Gutalax’ın kendileri için toplanan binlerce kişi için bir römork tuvalet kağıdını yığıp, sahneyi tuvalet kâğıdı yağmuruna tutturması, tuvalet kabinini seyircilerin arasında gezdirmesi, son klibi Shitbusters’ı ilk defa Brutal Assault’da yayınlaması güzel görüntüler oluşturdu. Jinx ablamızın (teyze mi desem ) cadılı, büyülü, yıllara meydan okuyan taş gibi grubu Coven’ı izlemek hoş bir deneyimdi, Merakla beklediğim Hypocrisy ile Meshuggah tek kelimeyle efsaneydi. 

Sodom ve Testament muhteşem performanslarına 24. Brutal Assault’da bir yenisini eklediler. Tankard her zamanki gibi çok eğlenceliydi, Andreas’ın durup durup sahne önündeki kadın ile geyik muhabbetine girmesi, konser boyunca kutu kutu bira tüketmesi, seyirciye de “sizsiz boğazımdan geçmez valla” diye ikram etmesi gülümseten anlardı. Electric Wizard’ın insanı adeta içmeden sarhoş eden performansı büyüleyiciydi, ayrıca Gorod, Thy Art Is Murder ve Napalm Death’in seyirciyi avucunun içine alan performansları yurt genelinde ders olarak okutulmalı bence. Canlı performanslarını merak ettiğim ama gece yarısından sonra sahne alan Midnight, The Ocean, Combichrist, Godflesh’in yorgunluktan bitmiş durumdayken ahlar vahlar eşliğinde kaçırmam benim için üzüntü verici olaylar oldu. 




Brutal Assault 24 hakkında genel bir değerlendirme yaparsak:
Ulaşım: 9/10
Kamp Alanı/Ortamı: 6/10
Festival Alanı/Ortamı: 9/10
Sahne Alan Gruplar: 9/10
Yeme-İçme: 7/10
Fiyatlar: 8/10 

Güzel anılarla biten bir açık hava festivalini de böylece aklımda kaldığı kadarıyla sizlere aktarmaya çalıştım, umarım gidecekler için faydalı, okuyanlar için de eğlenceli bir yazı olmuştur. Yazıyı bitirmeden önce, Brutal Assault’un 2020’de yapılacak 25’incisi için resmi sayfasına göre şu anda grupların %26’sı açıklanmış durumda ve aralarında Asphyx, Vader, Venom, Necrophobic, Arcturus, Asphyx gibi ağır toplar mevcut. Seneye bir aksilik olmazsa (bütçe ve zaman ayarlaması yapmak biraz problem ne yazık ki) tekrar katılmayı ve o havayı yeniden solumayı çok isterim.  










Yazar: Venominfernus

 




Brutal Assault 2019 Festival Kritiği   Wacken Open Air - 2019 - Festival Raporu   Wacken Open Air - 2019 - Hayatta Kalma Rehberi   Rock Hard 2019 Festival Kritiği     Metal East : Nove Kolo 2019 Festival Kritiği  


 

FacebookTwitterRssSitemize Link VerinİletişimBaşa Dön
Contents - Czell Labs&Solutions